Denizde 10 gün

Gezin No Comments »

 Geçtiğimiz Ramazan bayramında bir cruise (gemi seyahati) tatiline son dakikada dahil olurken, ne duraklar, ne de gemi seyahati kavramı hakkında bir bilgim yoktu…Görmediğim yerleri gezme fırsatını daha önce hiç deneyim edinmediğim bir yöntemle- deniz yolu ile- yakalamıştım.Genelde herkes gibi, ziyaret planladığım yerler hakkında bir ön araştırma yapar, olmazsa olmaz görülecek yerleri belirler sonra başlarım gezime…Ama en başında da belirttiğim gibi son dakika  da iptal olan başka bir program ve dahil olunan bir gemi seyahati.. ne yaptım: akışına bıraktım, rehbere güvendim ve keyfini çıkardım…
 Yazımda ziyaret ettiğim birbirinden harika duraklardan bahsetmenin yanında biraz da gemi seyahati, denizde geçirilen uzun saatlerden bahsetmeye çalışacağım…
 İlk gün check-in işlemini yaptırdıktan sonra kabinime kadar bir görevli tarafından eşlik edilerek götürüldüm. Benim kabinim Venus-Deck’te yani 1. kattaydı, geminin kabinlerinin denize en yakın olduğu kat da diyebiliriz ki kesinlikle benim adıma doğru seçim yapılmıştı. Geminin yuvarlak pencerelerinden dışarı baktığımda yarım metre altımda denizi görebiliyordum (pencereler açılabilse mantıksız ama harika olurmuş J). Gemi seyahatlerini çok büyük 10-15 katlı, gazinoları, havuzları olan denizde misiniz , karada bir otelde misiniz farkını ayırt edemeyeceğiniz türde gemilerle de yapabiliyorsunuz, ama benim şansıma bizim gemimiz 6-7 katlı orta büyüklükte bir gemiydi. Bu sayede güvertede denize çok daha yakın olabiliyor ve size cömertçe sunduğu rengine, sesine, kokusuna doymaya çalışıyorsunuz. Ama tabii ki bu yakınlık bile duraklara yakınlaşırken gördüğüm yelkenlileri kıskanmama engel olmadı. Kuşadasından gemiye binip de ilk yelkenlileri görmeye başladığım bölge Samos boğazından geçip Patmos adasına yakınlaştığımız sulardı.

                      

 İlk durağımız Patmos adındaki minik Yunan adasıydı. Bazen alışık olduğumuzdan farklı olarak küçük şeyler etkiler bizi, küçük, dar, sade sokakları; hayatlarla bağdaştırırız ve büyüleniriz, kimi zaman da quantum mekaniği gibi büyük, kavranması zor şeyler etkisi altına alıverir bizi. Patmos ve daha sonra bahsedeceğim diğer yunan adalarında beni etkileyen, daracık tertemiz sokaklar, sade olduğunu zannettiğim hayatlardı … Bembeyaz duvarlar, gri mavi kapılar, etrafa yayılmış biblolar, beyaz üzerine mavi ile işlenmiş kanaviçeler…Kim kanaviçe işliyordur acaba artık? Patmos minicik bir cennet. Ada muhakkak motor veya atv kiralayarak dolaşılmalı… zaten ada çevresini hiç durmazsanız en fazla 1 saatte turlayabilirsiniz o yüzden görülesi herhangi bir yerini kaçırma ihtimaliniz pek yok ama güzel plajlarının büyüsüne kapılıp da St John Manastırı, mağarası ve çevresini gezmeme hatasına düşmeyin sakın…

                   

Gemi Turlarında duraklarınızdan genelde aksam 7-8 gibi ayrılıyorsunuz odanıza yarım saatliğine çekildikten sonra yemek vakti geliyor, denizin ortasında bir gemide olması çok doğal olduğu gibi yer kısıtından size verilen saatler arasında restoranınızda yemeğinizi yemeniz gerekiyor, yoksa aç kalırsınız. Biz bir yunan gemisindeydik ve bence yemekler fena değildi…Salatasından tatlısına kadar bir sürü seçeneğimiz vardı ve garson hiç şaşırmadan ne istediysem onları servis ediyordu. Tüm gemi çalışanları iyi eğitilmiş ve güler yüzlüydü. Tahmin edebileceğiniz gibi gemi personelinin yüzde doksanı uzak doğu kökenliydi…Bir yandan aklımdan denizde seyahat, özgürlük kavramları hiç çıkmazken, bir yandan ucuz işçi kaynağı olarak görülen ülkelerin insanları ile farklı statülerde seyahat ediyorum…Yani dünya düzeninin hiçbir yerde peşimi bırakmayacağını düşünüyorum…

Read More »

Total seen 25, Today0

Kabak Çiçeği Dolması

Yiyin - İçin No Comments »

Bu kez bir değişiklik yapıp, size Ege Yöresi’ne ait bir yemek tarifi vereceğim:

Kabak Çiçeği Dolması

Malzemeler:

20 adet kabak çiçeği

1 su bardağı pirinç

2 adet soğan

1 demet taze nane

dereotu

1 çorba kaşığı çam fıstığı

tuz-karabiber-yenibahar

1 çay bardağı zeytinyağı

Read More »

Total seen 23, Today1

Ayvalık Şehir Kulübü

Yiyin - İçin No Comments »

 Bu Şeker Bayramı’nda da yine Ayvalık’ın yolunu tuttum.Tatilin dokuz gün olması sebebiyle Ayvalık çok fazla kalabalıktı. Bu kalabalık ortamda Cunda Adası’na gidip zevksiz bir yemek yerine bu sefer Ayvalık!ın içinde kalmaya karar verdim. Seneler önce gittiğim Şehir Kulübü el değiştirmiş ve Sarımsaklı’da bulunan eski Ege Plajı’ndaki aşçılar toplanıp burayı devralmışlar. Hal böyle olunca da doğal olarak ayaklarım beni oraya götürdü. Girİşte balığımı seçtikten sonra deniz kenarındaki bir masaya geçip oturdum. Bina, eski taş yapılardan ve önü açık olduğu için deniz kenarında oturmak çok zevkli oluyor. Her zaman Ayvalık’ın ışıklarına ve uzayıp giden yakamozlarına bakmak yerine bu sefer de Cunda Adası!na ve Çamlık mevkiine bakarak gecemi renklendirecektim.

               

 Balıktan önce biraz meze yemek istediğimden kendimi meze dolabının önüne attım ve Cunda Adası’ndan aşağı kalmayacak kadar çok meze çeşidiyle karşılaştım. İlk gözüme çarpan midye dolması oldu. Senelerdir Ayvalık’ta düzgün bir midye dolma yiyemez olmuştum ve hemen biraz istedim. Diğer aldığım mezeler de usta aşçıların elinde bir sanat eserine dönüşmüştü. Aşçıları gibi garsonları da eskilerden seçmişler, nasıl davranacağını ve nasıl servis yapılacağını bilen garsonlar işlerini ustalıkla gerçekleştiriyorlardı.

       

İlerleyen saatlerde buğlama da sofraya katılınca masa tamamlanmış oldu. Son yıllarda yediğim en güzel buğlama, kocaman bir porselenin icinde bana eşlik ediyordu. Gecenin sonunda Şehir Kulübü’nden ayrılırken yeni bir yeri keşfetmenin mutluğu ve leziz yemeklerin damağımda bıraktığı tatla sahile doğru yürüdüm..Size de Ayvalık Şehir Kulübü’nü gönül rahatlığıyla tavsiye ederim.

Total seen 73, Today0

Nevizade Sokak

Gezin, Yiyin - İçin No Comments »

 Nevizade, Beyoğlu’nda içinde meyhaneler ve barlar bulunan kısa bir sokak, fakat içinden neredeyse 24 saat hayat akıyor. Bu sokakta herkese ve her keseye uygun bir mekan var. Salaş barlardan, masanızı mezeler ve balıkla donatabileceğiniz meyhanelere kadar.
 Özellikle havanın güzel olduğu günlerde dışardaki masalardan insan eksik olmaz, bir tarafta kısa taburelerde oturup, minicik yuvarlak masalarda biralarını içen insanlar, diğer bir tarafta ise bembeyaz örtülü masalarda mezelerinden yiyip rakılarını yudumlayan insanlar görebilirsiniz.
 Orada oturmayacak olsa da bu sokaktan günde binlerce insan geçer, bazen kalabalıkta bu kısacık yolu yürümek uzun bir zaman alabilir.


 

Bu sokağın tarihi çok eskilere gitmese de, canlanması 1980′lerin başına dayanır. Bu zamana kadar birkaç tane olan meyhane sayısı Krepen Pasajı’nın yıkılmasıyla artar. Krepen’deki meyhanelerin de Nevizade’ye gelmesiyle sokak haraketlenmeye başlamış olur. İlk zamanlardaki Rum Meyhaneleri yerini, Türk meyhanelere ve meyhanecilere bırakmaya başlar. Rum Meyhaneleri’nde garsonluk yapanlar artık kendi meyhanelerini açmaya başlamışlardır. Nevizadede artık bir tane Rum Meyhanesi olan İmroz kalmıştır. İstanbul’un nüfusunun artması, yeni üniversitelerin açılması ve de Taksim’in popularitesinin giderek atmasıyla Nevizade de günümüzdeki hareketli haline gelmiştir.

Read More »

Total seen 179, Today0

Copyright © 2008 Gezi Ekspresi | İletişim Gezi | Tatil | Ulaşım | Yeme-İçme