Londra’nın tadından yenmez pazarları…

Gezin, Satın Alın No Comments »

Londra’yı her ne sebeple ziyaret ederseniz edin, tarihleri ortaçağ zamanlarına kadar uzanan pazarlarını şöyle bir dolaşmadan oradan dönmeyin derim… Londra’nın haklı gurur kaynağı olan bu pazarların yalnızca alışveriş meraklısı biz kadınlara yönelik olduğu zannedilmesin. Eminim ki bilimum çekici tatların, aksesuarların, kıyafetlerin sunulduğu bu alışveriş mahalleri erkeklerin de çok ilgisini çekecek. Şimdilik yalnızca üçünden kısaca bahsedeceğim bu pazarların bu kadarla sınırlı olduğunu düşünmeyin Covent Garden, Spitalfields gibi noktalar da oldukça kayda değer ki keşfedilecek diğerleri olması da çok muhtemel.
Alışveriş eyleminin toplumların yaşam biçimlerinin en ana unsurlarından ve göstergelerinden biri olduğu düşünülürse, bir şehrin kimyası hakkında doğru bir öngörüyü, geçmişten günümüze taşınan bu tür alışveriş noktalarında da edinebilirsiniz üstelik hiç sıkılmama garantisi ile…

Read More »

Total seen 25, Today0

Denizde 10 gün

Gezin No Comments »

 Geçtiğimiz Ramazan bayramında bir cruise (gemi seyahati) tatiline son dakikada dahil olurken, ne duraklar, ne de gemi seyahati kavramı hakkında bir bilgim yoktu…Görmediğim yerleri gezme fırsatını daha önce hiç deneyim edinmediğim bir yöntemle- deniz yolu ile- yakalamıştım.Genelde herkes gibi, ziyaret planladığım yerler hakkında bir ön araştırma yapar, olmazsa olmaz görülecek yerleri belirler sonra başlarım gezime…Ama en başında da belirttiğim gibi son dakika  da iptal olan başka bir program ve dahil olunan bir gemi seyahati.. ne yaptım: akışına bıraktım, rehbere güvendim ve keyfini çıkardım…
 Yazımda ziyaret ettiğim birbirinden harika duraklardan bahsetmenin yanında biraz da gemi seyahati, denizde geçirilen uzun saatlerden bahsetmeye çalışacağım…
 İlk gün check-in işlemini yaptırdıktan sonra kabinime kadar bir görevli tarafından eşlik edilerek götürüldüm. Benim kabinim Venus-Deck’te yani 1. kattaydı, geminin kabinlerinin denize en yakın olduğu kat da diyebiliriz ki kesinlikle benim adıma doğru seçim yapılmıştı. Geminin yuvarlak pencerelerinden dışarı baktığımda yarım metre altımda denizi görebiliyordum (pencereler açılabilse mantıksız ama harika olurmuş J). Gemi seyahatlerini çok büyük 10-15 katlı, gazinoları, havuzları olan denizde misiniz , karada bir otelde misiniz farkını ayırt edemeyeceğiniz türde gemilerle de yapabiliyorsunuz, ama benim şansıma bizim gemimiz 6-7 katlı orta büyüklükte bir gemiydi. Bu sayede güvertede denize çok daha yakın olabiliyor ve size cömertçe sunduğu rengine, sesine, kokusuna doymaya çalışıyorsunuz. Ama tabii ki bu yakınlık bile duraklara yakınlaşırken gördüğüm yelkenlileri kıskanmama engel olmadı. Kuşadasından gemiye binip de ilk yelkenlileri görmeye başladığım bölge Samos boğazından geçip Patmos adasına yakınlaştığımız sulardı.

                      

 İlk durağımız Patmos adındaki minik Yunan adasıydı. Bazen alışık olduğumuzdan farklı olarak küçük şeyler etkiler bizi, küçük, dar, sade sokakları; hayatlarla bağdaştırırız ve büyüleniriz, kimi zaman da quantum mekaniği gibi büyük, kavranması zor şeyler etkisi altına alıverir bizi. Patmos ve daha sonra bahsedeceğim diğer yunan adalarında beni etkileyen, daracık tertemiz sokaklar, sade olduğunu zannettiğim hayatlardı … Bembeyaz duvarlar, gri mavi kapılar, etrafa yayılmış biblolar, beyaz üzerine mavi ile işlenmiş kanaviçeler…Kim kanaviçe işliyordur acaba artık? Patmos minicik bir cennet. Ada muhakkak motor veya atv kiralayarak dolaşılmalı… zaten ada çevresini hiç durmazsanız en fazla 1 saatte turlayabilirsiniz o yüzden görülesi herhangi bir yerini kaçırma ihtimaliniz pek yok ama güzel plajlarının büyüsüne kapılıp da St John Manastırı, mağarası ve çevresini gezmeme hatasına düşmeyin sakın…

                   

Gemi Turlarında duraklarınızdan genelde aksam 7-8 gibi ayrılıyorsunuz odanıza yarım saatliğine çekildikten sonra yemek vakti geliyor, denizin ortasında bir gemide olması çok doğal olduğu gibi yer kısıtından size verilen saatler arasında restoranınızda yemeğinizi yemeniz gerekiyor, yoksa aç kalırsınız. Biz bir yunan gemisindeydik ve bence yemekler fena değildi…Salatasından tatlısına kadar bir sürü seçeneğimiz vardı ve garson hiç şaşırmadan ne istediysem onları servis ediyordu. Tüm gemi çalışanları iyi eğitilmiş ve güler yüzlüydü. Tahmin edebileceğiniz gibi gemi personelinin yüzde doksanı uzak doğu kökenliydi…Bir yandan aklımdan denizde seyahat, özgürlük kavramları hiç çıkmazken, bir yandan ucuz işçi kaynağı olarak görülen ülkelerin insanları ile farklı statülerde seyahat ediyorum…Yani dünya düzeninin hiçbir yerde peşimi bırakmayacağını düşünüyorum…

Read More »

Total seen 108, Today0

Nevizade Sokak

Gezin, Yiyin - İçin No Comments »

 Nevizade, Beyoğlu’nda içinde meyhaneler ve barlar bulunan kısa bir sokak, fakat içinden neredeyse 24 saat hayat akıyor. Bu sokakta herkese ve her keseye uygun bir mekan var. Salaş barlardan, masanızı mezeler ve balıkla donatabileceğiniz meyhanelere kadar.
 Özellikle havanın güzel olduğu günlerde dışardaki masalardan insan eksik olmaz, bir tarafta kısa taburelerde oturup, minicik yuvarlak masalarda biralarını içen insanlar, diğer bir tarafta ise bembeyaz örtülü masalarda mezelerinden yiyip rakılarını yudumlayan insanlar görebilirsiniz.
 Orada oturmayacak olsa da bu sokaktan günde binlerce insan geçer, bazen kalabalıkta bu kısacık yolu yürümek uzun bir zaman alabilir.


 

Bu sokağın tarihi çok eskilere gitmese de, canlanması 1980′lerin başına dayanır. Bu zamana kadar birkaç tane olan meyhane sayısı Krepen Pasajı’nın yıkılmasıyla artar. Krepen’deki meyhanelerin de Nevizade’ye gelmesiyle sokak haraketlenmeye başlamış olur. İlk zamanlardaki Rum Meyhaneleri yerini, Türk meyhanelere ve meyhanecilere bırakmaya başlar. Rum Meyhaneleri’nde garsonluk yapanlar artık kendi meyhanelerini açmaya başlamışlardır. Nevizadede artık bir tane Rum Meyhanesi olan İmroz kalmıştır. İstanbul’un nüfusunun artması, yeni üniversitelerin açılması ve de Taksim’in popularitesinin giderek atmasıyla Nevizade de günümüzdeki hareketli haline gelmiştir.

Read More »

Total seen 279, Today0

Tanrı, insanları uzun ömürlü olsunlar diye Bozcaada’yı yaratmış

Gezin No Comments »

Ulaşım

 İstanbul’dan gidecekseniz, Çanakkale Boğazı’nı geçmek için Gelibolu - Lapseki ve  Eceabat -  Çanakkale arasında  saat başı kalkan feribotlara binebilirsiniz  ya da çok az bir mesafe daha katederek hiç beklemeden Kilitbahir’den kalkan motorlara binebilirsiniz. Fakat bu motorlar feribotlara oranla daha küçük olduğundan kışın kötü havalarda iptal olabiliyor, aklınızda bulunsun.
 Daha sonra ise Bozcaada tabelasını takip ederek Geyikli’ye bağlı Yükyeri Feribot İskelesi’ne ulaşabilirsiniz.

Nerede Kalınır

 Bozcaada’da yılın belli zamanlarında festival ve panayırlar olduğu için, daha önceden yer ayırtmanızda fayda var. Kalacak yer için seçenekleriniz, butik oteller, taş evler ya da bütçeniz yeterli ise bağ evleri olabilir. Az miktarda paranız varsa size küçük bir sır olarak şunu söyleyebilirim, bir müddet Bozcaada’nın dar sokaklarında etrafa bakınarak dolaşırsanız size çok uygun fiyatlara gecelik ev kiralayacak Bozcaada sakinleri bulabilirsiniz. Siz dolaşırken onların sizi bulması çok zaman almayacaktır.

                             
Ne Yapılır

 Bozcaada keyifle gezilerek, çok güzel zaman geçirebileceğiniz bir yer. Renkli kapıları olan taş evler, eski kiliseler, rüzgar gülleri, uzun bir açık pazar, dar sokaklara saklanmış şirin dükkanlar gezip görebileceğiniz yerler arasında. Güneşin batışını izlemek için en güzel yer ise Batı Burnu’ndaki rüzgar gülleridir.
 Çok büyük bir alana yayılmış, şehirden 10m genişlikte bir hendekle ayrılan, yapılışı ta Finikelilere kadar uzanan ve muhteşem bir manzaraya sahip olan Bozcaada Kalesi’ni gezmeden adadan ayrılmanız sizin için büyük bir eksiklik olacaktır.
 Adaya yaz aylarında gittiyseniz, Ayazma plajında denize girebilirsiniz. Sakin yerleri tercih ediyorsanız, Sulu Bahçe ya da Habbele Koyları’na da gidebilirsiniz. Ada dalış için de oldukça güzel bir yer.

Read More »

Total seen 213, Today0

Copyright © 2008 Gezi Ekspresi | İletişim Gezi | Tatil | Ulaşım | Yeme-İçme